İstiklal’in nağmesi

Onbir yaşımda elimden tutulup tam göbeğindeki tarihi okula yatılı talebe olarak yazdırıldığımdan beri hayatımın ortasından geçen bir caddedir İstiklal.

Hayat yolunun yarısını geride bırakalı da bir zaman geçti.

İstiklal hep sürprizlerle dolu.

Şaşırtır. Şaşırmaya şaşırmak gerekir. İstiklal’dir orası.

Eskisi kadar sıkça gitmiyoruz. Gitsek de zaten bu aralar pek adım atılacak gibi değilmiş zannedersem. Tadilat varmış. Bakalım bitince neye benzeyecek? Ağaçsız dımdızlak bir yere şimdiden dönüşüverdi bile.

Geçen senelerde Tünel’e yürürken çektiğim bir kare…

Uzaklardan gelen klarnet sesi caddenin kakafonisi içinde baskın bir ses…

Klarnetini üfleyen dayı ise namaz vakitleri arasında belli ki yeteneğini cadde insanlarına sunarak nasibini çıkarmaya çalışıyor.

Kolay olmasa gerek klarnet üflemek. Ciğer ister adamda. Dayının yaşı var ama ciğerler halen sağlam belli ki. Çok da güzel çalıyor. Solo konseri muhteşem. Dönülmez akşamın ufkundayız idi çaldığı melodi zannedersem.

Fotoğraf makinemi doğrultuyorum. İcrasını yarıda bırakmadan objektife doğru dönüyor ve klarneti ile buluşmuş dudaklarına hafiften mütebessim bir ifade ekliyor. Gözleri yarı kapalı ve besteye gönüllü bir mahkumiyet içinde…

Yüreğimiz şenleniyor.

Önündeki çantaya karınca kararınca azıcık birşey bırakıp ilerliyoruz.

Tünel’e girene kadar melodiler arkamızdan kovalıyor İstiklal’in kakafonisini bastıra bastıra…

Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Cihâna bir daha gelmek hayâl edilse bile
Avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece
Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince
Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül
Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç

Beste: Münir Nûrettin Selçuk
Güfte: Yahyâ Kemâl Beyatlı

Dayı umarım halen aynen çalmaya devam ediyordur.

İnşallah en kısa zamanda İstklal’e gideriz.

Karaköy’den Tünel’e biner, Lebon da çay içeriz. Dayı’yı dinleriz. Kedilerin gönüllü babası tartıcı amcayı görürüz. Yürürüz. Belki mandabatmaz’da sade kahve höpürdetiriz.

İstiklal ana damar biz içinde kan olup akmaya devam ederiz.

Kategoriler:insanEtiketler:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.