Şadırvan aşıkları

Fotoğrafçılığa meraklı olanlar daha kaliteli fotoğraflar çekebilmek için bir süre sonra makinelerinin otomatik modunda fotoğraf çekme kolaycılığından kurtulmak zorundadırlar.

Kurşun kalemle hasbelkader güzel desenler çizebilmek kişisel bir beceridir ama daha iyi bir ressam olabilmek için farklı resim malzemelerini ve renkleri tanımak zorundayız. Korkmadan ve hata yapma riskini de peşinen kabul ederek alışkanlıklarımızı kırmalı; yeni mecraları daha kaliteli çıktılar için tecrübe etmeliyiz.

Kişisel amatör fotoğrafçılık deneyimlerim sürecinde ağırlıklı olarak aynasız ve SLR model makinelerimin otomatik seçeneği kullanma kolaycılığına sıklıkla ve ucunca bir süre başvurduğum bir gerçektir. Sizlere de uzunca bir süre bu şekilde fotoğraf çekmenizi tavsiye ederim. Ne zaman ki çektiğiniz fotoğraflar ile bulunduğunuz yerin ambiyansının aynı olmadığını hissettiğinizde yeni arayışlara ve makinenizin P, A, S, M (P, Av, Tv, M) modlarını denemeye başlayacaksınız.

Bir yandan karşılaştığınız o anları kaçırmadan ve hızlı bir şekilde karelemek için acele edeceksiniz; öte yandan da çok daha itinalı ayarlar ile kaliteli karelere imza atmak isteyeceksiniz.

İçine düşeceğiniz bu ikilemden; bulunduğunuz ortama en uygun ayarları nasıl yapabileceğinizi ve çekim modlarının yapabilirliklerini özümseyerek ancak çıkabiliriz. Kişisel olarak belirtmem gerekirse halen öğrenme aşamasındayım ve bu safhanın son ermeyecek olduğunu da bilmemiz gerekiyor.

Bu felsefi girişten sonra karemizin üzerinde biraz konuşmak istiyorum.

Öncelikle çektiğim fotoğrafın son derece amatör olduğunu belirteyim. Uzman edası ile birşeyler öğretme gayretinde olmadığımın altını çizerek işin gerçek ustalarına herhangi bir hadsizlik içinde olmadan salt anlık deneyimlerimi aktardığımı özellikle söylemek isterim. Tüm bunlara karşılık bu karenin kompozisyonu benim için gerçekten anlamlı. Zaten biz amatör fotoğrafçıların birincil hedefi o anları yakalamak ve arşivlemektir. Anları yakalarken de temel fotoğrafçılık kuralları çerçevesinde mümkün olduğu kadar kaliteli çıktılar üretmeye gayret eder ve bundan da keyif alırız.

Mekanımız Edirne Selimiye camii avlusu…

Şadırvanın üst tarafındaki minik havuzda yıkanmak, su içmek ve serinlemek için konan, uçan, kanat çırpan kuşlar var. Şadırvanın üst kısmından aşağıya minik oluklardan dökülen suları arka fondaki mükemmel hat yazıları ile kompozisyon içinde kullanmak hoş bir görüntü oluşturacaktı. Hele bir de bu kompozisyon içinde buraya hızlıca konup kalkan güvercinlerden de karenin içine bazılarını sokabilmek çok güzel olurdu.

Öncelikle böyle bir çalışma için acele etmeden ve bir yere yetişme telaşı duymadan çalışmanızda fayda var. Bu karedeki hatalar üzerinden giderek daha iyi kareyi sizlerin yakalaması için fotoğrafımızı acımasızca eleştirmek istiyorum.

Öncelikle cami avlusunun gün ışığını alma açısından şanssız bir saatindeyiz. Bu aşamada ISO konusunda ayarların en uygun olanını makineye bırakmakta fayda var. İşin içine güvercinler girecekse bu yaramazların hızlı kanat çırpmalarını nasıl göstermek istediğiniz çok önemli.

Ben minik oluklardan akan suların damlalarını havada donup kalmış gibi göstermek istiyordum. Kullanacağım yüksek enstantane kuşların hareketlerini de donduracaktı. Bu şekilde kafamdaki kompozisyona yakın bir resim elde edebilecektim. Öte yandan maalesef şadırvana çok yaklaşamadım zira kuşlar ürküp kaçacaklardı. 200 mm’lik lensim de yanımda yoktu. Mecburen elimdeki 18-50 ile çalıştım.

Eğer kuşlara telelens ile yaklaşabilmiş olsaydım arka plan bulanıklığını daha güzel bir ambiyans oluşturacak şekilde yakalamış olurdum.

Bu kareleri tekrar çekebilme şansını yakarsam öncelikle odaklanabileceğim tele lensimin yanımda olmasını dilerim. Ayrıca ISO’yu serbest bırakıp kuşların hareketliliğini daha iyi yakalayacak yüksek bir enstantane ile çalışırım.

Birçoğunu başarısız kabul ettiğim karelerden geriye kalan en sevdiğim fotoğraf ise bu yazımın kapağına yerleştirmiş olduğum yanyana su içen aşıklar olmuştu. Çektiğim karelerde suya inen, sudan kalkan kuşların netliğini yakalayamayınca bir hayli moralim bozulmuş daha sonra biraz daha yüksek enstantane ile çalışmayı akıl etmiştim. Gördüğünüz fotoğrafta damlalar havada asılı kalmış ve kuşlar da adeta bana poz vermiş gibi duruyorlar. Bir tanesinin gözleri kapalı çıkmış ki o kadar kusur da varsın olsun dedik.

Karenin aşağıda gözüken ham hali üzerinde Lightroom ile biraz çalıştım. Tele lensin yanımda olmamasını makinenin megapiksel gücünün verdiği imkan ile tolere ederek kompozisyonum için bana gerekli olan kısmı kestim. Enstantane yükselince zaten yetersiz olan ortam ışığı kuşlarımızı gölgede bıraktığından biraz da ışık ve gölge ayarlarını elden geçirdim.

Sonuçta ortaya elle tutulur veya en azından arşivimde geriye dönüp baktığımda halen keyifle o anları andığım güzel bir şadırvan aşıkları karesi çıktı.

Bir dahaki sefere umarım daha güzelini çekebilirim. Belki kendimi biraz daha geliştirmiş olurum.

Kategoriler:fotoğrafçılık, kuşEtiketler:, , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.