Okaliptus yolu

Seksenli yılların ortalarında ev sahibimiz “Çocuğu gönderin bizimle gelsin. Karne hediyesi bir tatil yapsın bizimle Marmaris’te!” dediği zamanlardan beri Karia yollarından Datça’ya uzanmak bir tutkudur bana. Sonraları hayat arkadaşımı da bu güzergahın müptelası yaptım.

Çocuk sayılacak zamanlarımdaki otobüs yolculuklarında şimdiki yollar yoktu ama motorlu araç sayısı da o kadar kalabalık değildi. Akşamüstü Topkapı otogarında başlayan seyahatte sabah saatlerinde İzmir’i geride bırakır Selçuk taraflarına erişmiş olurduk.

Çine, Yatağan, Ula, Muğla derken Sakar geçidinin o zamanlar daha da keskin olan dönüşlerine vardığımızda Ciciannem koltuğundan arkaya dönerek:

“Bak oğlum! Şimdi Gökova’yı göreceksin. Kaçırma bu manzarayı!” demişti. Gökovanın; sanki masmavi denizin üzerine serilmiş o muhteşem dev bir kilimi anımsatan güzelliği; yaşadığım semtten o güne kadar gidip gördüğüm en uzaktaki coğrafya idi. Ev ile okul arasındaki mesafenin haricinde sadece yaz tatillerinde gittiğimiz köy dışında hiçbir yer görememiştim henüz. Bu yolculuk bir Jules Verne seyahati gibiydi benim için

Sakar’dan aşağıya doğru indikçe Gökova’nın ortasındaki çetvelle çizilmiş gibi duran yemyeşil çizgi gözüme çarpmıştı. Bu defa rahmetli Sedat amca o yeşil çizginin sağlı sollu okaliptus ağaçları ile uzayan bir yol olduğunu ve bir ziraat mühendisi tarafından çok eskiden dikilmiş ağaçlardan oluştuğunu anlatmıştı.

“Birazdan o ağaçların arasından geçeceğiz bak!” diye de ekledi.

Otobüs Gökova’dan Marmaris istikametine yol almadan evvel bu muhteşem yola girmiş ve ağaçlar arasında yol almaya başlamıştı. Güneş ışıkları okaliptus dalları arasından içeri süzülerek otobüs içinde ışık oyunlarına sebep oluyordu. Güneşin yapraklar ve dallar arasındaki bu bir gözüküp bir kayboluşu, otobüsün içine dolan ışıktaki bu dalgalanmalar çocukluktan ilk gençliğe geçen zihnime adeta kazınıvermişti.

Aradan yıllar geçip Marmaris ve Datça yollarına Cicianne ve Sedat amca olmadan gitmeye başladığımız vakitlerde bu yolun yanına çok daha geniş, iki gidiş iki geliş duble bir yol yapıldığını görmüştük. Ağaçların ortasından değil de yanından gidiyorduk. Her yanından geçişimizde içimde o ilk yıllara dair bir özlem vardı.

Bu defa Datça’dan dönüşümüzde Akçapınar tabelasından saparak bu eski yolun halen işler vaziyette olduğunu gördüm. Kenara çekerek bir süre dinlendik. Birkaç kare de fotoğraf çektim.

O yıllarda bu ağaçları diken rahmetli ziraat mühendisini dua ve hayırla andım. Sıtma ile mücadelede bataklıkları kurutucu gücü olan bu ağaçlar her yıl çok ciddi miktarda su tüketerek hayatlarını devam ettirebiliyorlar. Muhtemelen otuzlu yılların sonu ve kırklı yılların başında başa çıkılması oldukça zor olan salgın hastalıkların başında gelen sıtma için etkili bir yöntemdi. Dikilen bu ağaçlar zaman içinde büyüyerek muhteşem bir güzellik haline gelmişlerdi ama sıtma artık çok da tehlikeli olmadığından okaliptuslar pek fazla istenmeyen ağaçlar haline geldiler. Ülkemizin su kaynaklarının günden güne azalmasında her ne kadar birinci derece suçlu olmasalar da buradaki ağaçların susuzlukla mücadele kapsamında anlamsız bir karar alınarak yok edilecek olmasından endişe ettiğimi de belirtmem gerekir.

Bu ağaçları kökünden yok edecek idari bir karar belki alınmaz ama bazı ağaçların da çevresel etkilerden dolayı yıkılmış olduğu maalesef bir gerçek… İlgisizlik de bir nevi yok ediş değil midir? Bu güzel yolu oluşturan ağaçlar bir ülkenin bütün suyunu emerek kurutacak kadar güçlü değiller. Bu nedenle en azından geçmiş yıllardaki hizmetlerinin ve bu güzel coğrafyaya kattıkları güzel anlamın yüzü suyu hürmetine hak ettikleri ilgi ve korumayı göstermek milli bir borç olsa gerek.

Kategoriler:doğa, geziEtiketler:, ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.