Ara Güler’e saygı ve Eski Cami

Tam da rahmetli’nin o meşhur kareyi çektiği veya yakınında bir yerdeyim.

Önümde caminin iç avlusuna açılan ağır demir kapının sağ kanadı var. Kapı kanadının tam önünde de vakit namazından çıkacak olanlara kağıt mendil satarak nafakasını çıkartmaya çalışan elektrikli aracı ile gelmiş bir dayı var.

O kareyi yakalamak için ne demir kapının kanadını kapatabilirim ne de dayıya “azıcık öte gitsene dayı” deme kabalığı yapabilirim. Üstelik diyanetin tam da caminin girişine koyduğu “kurallar” listesini içeren tabelasını da yerinden oynatmak için kendimi hiç yormam. Münasebetsiz bir görevli ile bu konuda gereksiz bir tartışmaya girmenin hiç gereği yok.

Elimde Canon EOS 700D var. 18-55 kit lens takılı ve maalesef geniş açılı bir balık gözü sahibi değilim.

Öncelikle mendil satıcısı dayı ile selamlaşıyorum. Neredensin, gazeteci misin, İstanbul’un neresindensin gibi soruları yanıtlıyorum. Çekeceğim karenin içinde mendilci dayının da olmasının güzel olacağına inanıyorum.

“Dayı! Çekeyim bir fotoğrafını?”

“Çek bakalım be ya!

Dayı ile muhabbeti geliştirirken ana baba tarafından Trakyalı oluşumu da bir referans olarak kullanmıştım.

Işık ters, alan dar, ekipman yetersiz…

Hey büyük usta! Sen nasıl çektin o kareyi? Üstelik Allah lafzının hat yazısını da kadraja sığdıramadım.

Dış mekan çekiminde sınıfı geçemeyince camiden içeri girip birkaç kare almak istedim. Eşim benden önce camiye girmişti. Muhtemelen cep telefonu ile benden çok daha güzel kareler çekmiştir bile.

Edirne’nin üç büyük selatin camisinin güzel bir tanımlaması vardır.

Selimiye’nin yapısı

Üç şerefeli’nin kapısı

Eski cami’nin yazısı

Bu güzel camiyi ayrıcalıklı kılan en önemli unsurlardan biri de duvarlarındaki devasa hat yazılarıdır.

Eski cami hüzünlü bir inşa öyküsüne sahip. Osmanlı’nın fetret döneminde birbiri ile kanlı bıçaklı üç şehzadenin her birinin cami üzerindeki emeğine karşılıklı olarak ayrı ayrı gösterdikleri saygı bana hep çok anlamlı gelmiştir.

Eski cami hakkında başka bir yazıda bunu ayrıca kaleme almayı düşünüyorum.

Eski cami, tarihi mekan fotoğraflamak isteyenler için az bulunur bir mekan ama bu eşsiz tarihi yapıya layık olduğu önem pek fazla atfedilmediğinden fotoğrafçıların karelerinin kalitesini zorlayacak birçok menfi husus mevcut.

Aslına bakarsanız fotoğraf hobisi olmayan sıradan ziyaretçilerin veya her namaz vakti ibadetini yapmak için gelenlerin bile kanıksamakta zorlanacağı hususlar caminin tarihi dokusuna kesinlikle uygun olmayan durumlar ortaya çıkartıyor.

Caminin elektrik tesisatı havai kablolar ile düzensiz ve görüntüyü bozacak şekilde dolanıyor. Bu elektrik kablolarının görsel dokuyu bozmadığı bir mekanı bulabilmeniz oldukça zor. Plastik tabureler ve rahleler bırakıldıkları yerde duruyor ve görüntüye kattığı çirkinlik pek kimsenin umurunda değil. Cami içindeki bazı yüksek noktalara müdahale amaçlı olarak kurulmuş profesyonel merdiven aylardır aynı noktada kıpırdamadan duruyor ve önüne park edildiği büyük hat yazıları bulunan duvarı fotoğraflamanız imkansız.

Bu defaki ziyaretimde iyi kötü üç kareyi nispeten kıymetli bulup işleyebildim.

Ara Güler usta’yı andım. O’nun gibi çekmeye çalışmak O’na bir saygı duruşumdu. İçerideki bu özensiz durumlara ne derdi acaba?

O’nun yerine ben mi söylensem? Pandoranın kutusundan çıkaracağım kelimelerle…

Kategoriler:gezi, tarihEtiketler:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.