Kuğu gölü

İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı giriş takı ve milli parkın içindeki hangi göle ne kadar mesafenin olduğunu belirten yön tabelalarından ormanın içine doğru yol almaya başladığınızda pek fazla uzaklaşmadan Mert Gölü’ne sapan yola girilir. Tahminen iki ya da üç kilometre yol aldıktan sonra göl kenarındaki ahşap çardak etrafında aracınızı güvenle park edebilirsiniz. Biz her defasında orman içine giren patikalardan farklı bir yöne doğru giderek bu ormanın ayak basmamış yerini bırakmamaya gayret ederiz.

Güz yağmurları ve kış şartları ile birlikte orman içindeki bu yürüyüşleri zemin koşullarının ağırlaşmasından dolayı bahara kadar erteledik.

Bu ormanları farklılaştıran en önemli özellik; içinden geçen akarsu ve derelerin önlerindeki doğal seti aşarak Karadeniz’e ulaşamamaları nedeni ile geri yayılım göstererek su basar ormanları kimliği kazanmasıdır.

Akarsularla taşınan organik yapı denize dökülemez ve geri teperek orman içi zemine yayılarak alüvyonlarını ve tüm organik yapısını orman zeminine bırakır. Böylelikle orman içinde zengin bir bitki ve buna bağlı olarak canlı habitatı oluşur.

Mert Gölü ile birlikte diğer tüm göller ve çevresi olağanüstü zengin bir kuş popülasyonuna sahip. Gezilerimizde fırsat bulduğumuz ve becerebildiğimiz kadarı ile bu türlerden bazılarını objektifimizle yakalamaya gayret ediyoruz.

Bu gezimizde eşimle Mert Gölü tabelasından içeri girip göl kenarındaki çardağa ulaştıktan sonra orman içine giren patikaların çok çamurlu ve yürümeye elverişsiz olduğunu gördük. Mert gölü’nün sazlıklarının ortasından devam eden ve su birikintileri ile yer yer kesintiye uğrayan yol üzerinde gidebildiğimiz kadar yürümeye karar verdik. Bu şekilde sazlıklar arasından sesleri gelen ev sahiplerini belki görüntüleme şansımız olabilirdi.

Gökyüzünün doğal ışığı açısından yaz aylarına göre tabi ki biraz şansızdık. Hava kapalıydı ve fotoğraf çekmek için maça yenik başlıyorduk. Uzaklardan bir şahin havada süzülüyordu ve maalesef hem ters ışık hem de objektifimin yetersizliği nedeni ile kendisini ancak bir siluet olarak kareleyebildim.

İğneada bir yerleşim merkezi olarak kendisine ulaşan yollarla birlikte aslında longoz ormanlarının içinde yer alıyor denilebilir zira İğneada’dan Limanköy’e uzanan yol üzerindeki Erikli gölü de longozun önemli bir parçasıdır.

Yazımızın konusu olan kuğularımız ise hem Mert hem de Erikli gölünün mukim ev sahiplerinden… Yukarıdaki satırlarda bahsettiğim Mert gölü’nün ortasından geçerek sahile ulaşan ama yer yer derince sularla kaplı olan yolda sazlıkların arkasında kalan bu kuğuları, su üzerinde yüzen halleri ile karelemek arzusundaydık.

Göl ortasındaki yoldan bazen kendine güvenen arazi araçları gelip geçebiliyor. Sağlı sollu sazlıklarla çevrili bu geniş yolda yürürken boyu iki metreyi geçen sazlar arasından görmek isteyip göremediğimiz ama seslerini duyduğumuz kanatlıların varlıklarını hissettiriyordu.

Sazlıklardan gölün ortalarını görebilecek bir aralık bulabilmek veya havalandıkları an fotoğraflarını çekebilmek için adeta çırpınıyorum ama hava ve ışık koşulları da oldukça tatsız doğrusu. Bazen sazlıkların arkasından bir balıkçıl havalanıyor ama ya ters ışıkta ya da uzakta kalıyor. Bu arada Mert gölü’nün belirli yerlerinde kamera ile gözetleme kulelerinin varlığını çok önemsediğimi belirtmek isterim. Eğer layığı ile işletiliyorsa alınmış olan tedbirin bu cennete kuş gözlemi veya tabiat sevgisinden farklı amaçlar ile gelenler için oldukça caydırıcı ve önleyici olduğu bir gerçek.

Yolda yürümeye devam ederken her zaman olduğu gibi sazlıklardan bir anda havalanan ve hızla yükselen bembeyaz kuşları yine eşim fark etti ve bana gösterdi. Ben tabi ki kendimi toplayana kadar havalandılar ve gölün üzerinde dönmeye başladılar. Yine de birkaç kare yakalayabildim.

Allah yarattıklarına bazı hususiyetleri kendi benzersiz adaleti çerçevesinde diğer canlılara göre ya eksik veya biraz fazla bahşetmiş. Bu endamı güzel varlıkların sesleri görüntüleri ile ters orantılı doğrusu. Su üzerinde zarif bir şekilde eğik olan boyunlarını uçarken aerodinamik yasalarına uyacak şekilde dümdüz tutmaları ve kanat çırparken gövdelerinin hareketine rağmen kafa ve boyuınlarının adeta doğal bir jiroskop gibi sabit durmalarını insan hayranlıkla seyrediyor.

Savaş uçağı filosunun gösteri uçuşu gibi önümüzden geçip göl üzerinde bir tur attılar. Gidişlerini ancak kareleyebildim.

İğneada camisinin daimi hizmetlisi yaşlı amcamızın daha sonra bana anlattığına göre bütün gün Mert Gölü’nde yüzen kuğular akşamları Erikli Gölü’ne geliyorlarmış. Bu nedenle neredeyse sudan kalkış ve Erikli Gölü’ne gidişleri belli saatlerdeymiş. Bunu cami bahçesinde otururken anlatmıştı bana. Muhtemelen de doğru söylüyordur. Görevlilerin belli zamanlarda gölde bu arkadaşları beslemeye gittiklerini de anlattı. Sevindim.

Çocukluğumun 70’li yıllarında sadece siyah beyaz tek kanallı devlet televizyonunu seyrederdik eve zar zor borç harç alınmış cihazlarda. Bir defasında TRT’nin Kuğu Gölü balesini yayınladığını anımsıyorum. Çocuk zihnimde bale gibi üst düzey bir sanata ilgi duymam zordu ama soyut gösteride sembolik olarak anlatılanlar ve gösterideki iyilik, kötülük, dram kavramları çocuk zihnime etkileyici bir şekilde yerleşmişti. TRT güzel iş yapmıştı. Çok güzel iş yapmıştı bu yabancı bale gösterisini yayınlayarak. Tıpkı aklımda kalan diğer oda tiyatroları, temsiller ve bugün yayınlansa kimsenin yüzüne bakmayacağı belgeseller ile TRT bir toplumu toplumun zevklerine rağmen eğitme misyonu yüklenmiş. İyi de etmiş. Şimdilerde elektrik faturamdan yapılan kesintilerle saçma sapan programları finanse edenlerdenim ve değil TRT’yi izlemek televizyon denen cihazı açmıyoruz bile…

Çocuk zihnindeki Kuğu Gölü balesini gözünün önünde canlandıran biri olarak en azından kuğularda Allah’ın yaratıcı kudretindeki sanatı görmeye gayret eden bir doğa severim. Ne kuş bilimi uzmanıyım ne de harika fotoğraflar çeken bir profesyonelim. Evimizden tam iki yüz kilometre ötedeki bir gölde kuğuların peşine düşmek galiba karı koca ikimizin de yaratılıştaki sanatı görebilmek çabası olsa gerek.

Bizler yetmişlerde kuğu gölü’nü seyrettik ve kuğuları sevdik. İki binli yıllarda kurtlar vadisi seyreden nesiller neyi sevdiler bilmiyorum ama evimizin yakınlarındaki gölette beslenen kuğunun bir gün av tüfeği ile kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce vurulduğu haberini almıştık.

Şimdi düşünün!

Yenisi mi iyi eski mi yaşanmış ve yaşanmakta olan zamanların?

Tabi ki Mert Gölü’ne de Hamam Gölü’ne de ve Erikli Gölü’ne de ve hatta daha da uzaktaki Saka Gölü’ne de tekrar gideceğiz. Yüce sanatkarın her defasında tuvale boyadığı bambaşka manzaraları göreceğiz. Belki de bu defa bu nazik kuşları suyun üzerinde salınırken görebileceğiz.

Bizler, yaratılmışların güzelliklerini gördükçe Yaradan’ı daha çok seveceğiz.

Kategoriler:doğa, fotoğrafçılık, gezi, kuş, manzara, ormanEtiketler:, , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.