Helikopterin ana fikri

Geride kalmakta olan yıl içinde boynuma fotoğraf makinesini asıp yollara düştüğümde bazı canlıların fotoğraflarını çekebilmek ciddi bir meydan okuma oldu. Özellikle de bu yaratılış harikasının sahip olduğu özellikleri; içinde bulunduğu ortamdan ayrıştırarak “makro” çekimle karelemek pek kolay değil.

Her ne kadar kendisine helikopter böceği denilmiş de olsa biz onu gerçek ismi olan “yusufçuk” olarak çağıralım zira insanoğlu helikopteri tasarladı ise bunu bu harika yaratıktan almış olduğu ilhama borçlu.

Bahar aylarından sonbaharın bitişine kadar ormanlık alanlara ve özellikle su kenarlarına yaptığımız doğa keşif yürüyüşlerinde bu muhteşem yaratığın farklı renklere sahip türlerine sıkça rastladık.

Fotoğraflamaya çalışmak hiç de kolay bir iş değil. Diğer tüm canlılar gibi insan kısmını çok fazla yaklaştırmıyor. Çok ama çok hızlı uçuyor ve çok atik hareket ediyor. Genellikle yaprakların üstünde değil de ot ve yaprakların sivri kısımlarından çıkarttığı özlerle besleniyor ve tutundukları yere ayakları ile maharetle tutunuyor. Rüzgar ne kadar sallarsa sallasın bulunduğu yerin konumunda dilerse milim kıpırdamıyor. Kanat hareketlerinin bunları sağlaması için küçücük bedeninde konumlama bilgisinin ne hızda çalışıyor olduğunu anlamaya çalışmak bile insana devreleri yaktırabiliyor.

Tüm bunlara kafa yorarken etrafta uçuşanlar içinden birinin fotoğrafını çekebilmek için doğru duruşu yakalamaya çalışmak da açıkçası bir milli piyango biletinden çıkacak ikramiyeye benziyor.

Bir süre sonra birkaç kare yakalayabilmenin kendimce kolay bir yönetimini geliştirdim. Peşlerinden koşmak beyhude! Kendinize rahatça bir yer seçip sabırlı bir şekilde bekleyişe geçeceksiniz. Ürkerek uzaklaştığı yere kısa bir süre sonra tekrar geliyorlar. O sırada gerekli ayarları yaptığınız makine ile çekimlerinizi yapabilirsiniz. Ne kadar gayret edersem bu yaratığın kafasını net ve keskin bir şekilde fotoğraflayamadım. Dış bükey gözlerini oluşturan yüzlerce minik göz kendisine inanılmaz bir görüş açısı ve kabiliyeti veriyor ve sürekli titreşimler halindeki baş kısmını layığı ile kareleyememiş olmam belki de bu sebeple olsa gerek.

Yusufçukların net fotoğrafını çekmeye gayret etmek amatör hevesliler için ciddi bir kros antrenmanı gibi adeta.

Makineniz ile uygun ışık koşullarında iseniz sürekli çekim modunda tutmanızda fayda var. Objektifinizin netlemesini de mümkün olduğu kadar arkadaşımızın kafa kısmına odaklayalım.

İnsanlığın teknolojik gelişimine ilham veren bu yaratılış harikasının bir de uzaktan çektiğim siluetini ekleyerek bahsi şimdilik kapatalım.

Makro çekim oldukça iddialı olacaktır zira sizi bu kadar yakınına yaklaştırabilecek bir yusufçuğun ciddi anlamda dalgın ya da sarhoş olması gerekir. Ben bu kareleri 200 veya 300 mm’lik lensler ile elde ettim. Titreşim engelleyici özellik bu aşamada bir gereklilik olarak ortaya çıkmakta. Gereklilik diyerek kestirip atmak istemiyorum ama olursa iyi olur. Seri çekimi özellikle tavsiye ediyorum. ISO konusunda çok tutucu olmayın. Elemanlar loş ortamlarda ise biraz yüksek tutun.

Fotoğraflar başarılı mıdır değil midir takdirinize bırakıyorum ama bu yaratığı fotoğraflamaya çalışmak yaratılmış üzerinden yaradana bir hayranlık saygı duruşu gibi geliyor bana.

Işığınız bol olsun.

Kategoriler:doğaEtiketler:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.