Kardelenleri bulmak

Her kısa seyahat sonunda defterimize ekleyebileceğimiz birkaç not biriktirmek kumbarasına bozuk para atan çocuk gibi keyif veriyor insana.

Geçen hafta yolumuzun üzerindeki bir derenin kenarında rastladığımız siklamenlere bu hafta ne ekleyebilirdik acaba?

Istrancalar ve hemen kuzeyindeki Karadeniz’in dövdüğü kıyılarda kim bilir ne hazineler vardı daha gitmediğimiz, görmediğimiz?

Mert Gölü’nün Karadeniz ile olan kucaklaşmasının sona ermesini anlaşılan henüz daha beklemek gerekiyordu. Aradaki dar geçiş yolu su altındaydı. Hedefimiz yirmi metrelik göl geçişini bir şekilde gerçekleştirip o upuzun muhteşem sahilde gidebildiğimiz kadar ileriye yürümekti.

Pabuç deresinde kendimizi epey yorduğumuzdan bu yeni güzergahı kısa bir keşif turu olarak öngörmüştük. Mert Gölü’nün kıyısına gelince önceden sözleştiğimiz bir balıkçı dostumuz kayığı ile bizi karşı kıyıya geçiriverdi. Ne zaman döneceğimizi sordu ve dönüş saatimizi belirleyip sözleştik.

Kayık ile karşı kıyıya geçince Karadeniz sahili boyunca yürümeye başladık. Şubat ayının başında olmamıza rağmen hava neredeyse 19 dereceyi bulmuştu. İğneada camisinin avlusundaki ihtiyar delikanlı dayımız: “Günler 105 olduğunda cemre fırtınası olur. Ondan sonra da ağaçlar çiçeklenmeye başlar zaten!” demişti. Havalar güzeldi ama önümüzdeki 15 gün içinde sağlam bir sezon finali gerçekleşebilirdi.

Mert gölünün içine doğru devam eden yol üzerinde biraz ilerleyip bir süre sazlıklar arasından gölü seyrettik.

Göle akan minik dereciklerin yolu kapladığı yerlerde geçiş yapabilmek için suya batmamız gerekecekti. Bunu en azından bu defalık göze almadığımız için geri dönüp kumsaldan doğu istikametine doğru yürümeyi tercih ettik. Bu arada sazların arasından suyun üzerinde alçak uçuş yaparak kanatlanan ördeği görüntüleyemediğimiz için de hem eşim hem de ben ayrı ayrı vahlandık.

Uzun kıyı şeridi boyunca uzanan bu eşsiz kumsalın el değmemiş; daha doğrusu mümkün olduğu kadar insan eli az değmiş hali, muhteşem ötesi güzellikte..

Bu güzergah ile daha evvelden orman içinden takip ettiğimiz patika yollarından ulaştığımız hamam gölüne gitmek oldukça kolay olsa gerek ama yürünmesi gereken yol pek de kısa değil. Ayrıca mevsimine göre değişen debilerde su geçişleri olduğunu da unutmamak gerekli. Mümkün olduğu kadar ilerlemeye çalışacağız. Sırtımda tripodum, boynumda iki makinem, sırtımda ekipman çantam ile yiğitliğe toz kondurmadan eşime yetişmeye çalışsam da bir süre sonra yoruldum. Kendi sırt çantası ile durumu benden farksız olan eşim de pes edince bir ağaç kütüğünün üstünde oturup dinlendik. Biraz da Karadeniz’in dalgalarını seyrettik.

Kısa bir moladan sonra tekrar yürümeye koyulduk. Mert Gölü ile Karadeniz arasında kalan kıyı kumulları ve geçiş safhasında bulunan kısmi çamurlu alanda endemik kumul bitkileri ve diğer bitki örtü türleri mevcut bulunmakta… Bu alanda keşfedilecek onlarca türde çiçekli çiçeksiz bitki yılın farklı zamanlarında kendilerini gösterebiliyor.

Kumlu alanlarda yürürken kırmızı çiçeksi yaprakları ile dikkatimizi ilk çeken kumul ve sahillerin çakıllı alanlarında yetişen kum sütleğeni oldu. Bir daha ki sefere daha güzel fotoğraflarını çekmeyi arzuluyorum.

Mert gölü sazlıkları sona erdi. Kıyı kumulları ile orman arasında oluşan doğal setlerin başladığı alanda adeta ormanın kapı muhafızlığını yapan yapan birkaç ağaç bizi karşıladı. Bunların arasında kısa bir mola verip sandalcımız ile olan randevumuza geç kalmamak için dönüşe geçmeyi uygun gördük.

Ağaçların arasına dalıp birkaç afacan kuşa rastlarsak kareleyebilir miyiz diye düşünürken ağaçların altındaki boynu bükük zarif güzellikleri gördük.

Bu haftasonu gezimizin yıldızları bu kardelenlerdi demek! Emin olmak için akıllı telefon ile bu güzel çiçeğin fotoğrafını çekip bitki tanıma yazılımı ile ismini öğrendik ve emin olduk. Bu güzel çiçeğimizin ismi yeşil kardelenmiş. (Green snowdrop)

Şubat ayı, hatta bazen de Ocak ayında çiçeklenmeye başlayan ve kimi zaman da üstüne yağan karlara aldırmaksızın başını karlardan dışarı kaldıran bu güzel çiçek siklamenler kadar olmasa da belirli bir yok olma tehdidi altında. İşin gerçekten çok ilginç olan yanı ise gelebilmek için belirli safhaları geçtiğimiz bu kısa rotada bu güzel çiçeklerin bile etrafında insan eli ile kirletilmiş bir çevrenin var olmasıydı.

Artık toparlanıp sandalın bizi bıraktığı göl kıyısına doğru yola çıkmamız gerekiyordu. Yolda yürürken yanıbaşımızda bize eşlik eden manzarayı biraz tariflemem gerekirse; longozun ardında birbiri peşisıra yükselen Istranca dağ silsilesinin, dağların üstündeki bulutların ardında parlayan kış güneşinin dağlara yüklediği yarı puslu heybetin tarifini yapabilmem pek mümkün gözükmüyor. Bu puslu arka fonun önünde kimi sazlıklara yakın kimi ise alabildiğine yüksekte dolanan yırtıcı kuşlar nasiplerini aramak için dolanıyorlardı. Bir tanesinin bize doğru hiç olmazsa bir yüz metre kadar yaklaşmasını bekledik ama tam aksi yöne doğru yol aldılar. Özellikle sazlıklara çok yakın uçan ve delicesine sazlar arasında birşeyler arayan kuşun saz delicesi olduğunu düşünüyorum. Uzmanı olmadığım için yanılma payımın yüksek olduğunu da belirtmeliyim.

Gölün kıyısına geldiğimizde ağırlıklar ve kumda yürümenin verdiği yorgunluk zirve yapmıştı. Bizi karşıya geçirecek olan sandalın sahibini telefonla aramıştık ve bize yardımcı olması için oğlunu göndermişti. Karşıya geçerken eşim sanki onca yolu yürümemiş gibi genç kürekçimizi baş kısma gönderip eski günlerdeki gibi kendisi küreklere geçti. Ben de sandalın arka kısmında tabiri caizse yorgunluktan bitap vaziyetteydim. Eşim sandalı karşı kıyıya şahane bir şekilde kıçtan kara etti ve bir karışlık suya su geçirmez çizmelerimle basitçe inmem yeterli olacaktı. Bir ayağımı gayet sağlam bir şekilde göl tabanına koydum ama öteki ayağım sandalda kalınca ve sandal da biraz hareket ediverince sol tarafımdan itibaren göle devriliverdim. Şükürler olsun ki tüm ekipman sandalda güvenli yerdeydi. Çizmelerin içine su dolması gayet iyi oldu zira ayaklarımın şişmesine bu su terapisi iyi geldi. Sadece kuru bir üst baş bulmak için markete gitmem gerekecekti.

Her hafta olduğu gibi Mert Gölü gezimizi sonlandırıp arabamıza geri döndüğümüzde etraftaki sevimli köpekler yolumuzu gözler oluyor. Onların da nevalesini ıslak üstüme rağmen eşimle birlikte dağıttım.

Marketten tedarik ettiğim kuru birşeyleri üstüme geçirip çok ama çok tatlı bir yorgunluka İstanbul’a doğru yola koyulduk.

Tabiat, kendisine olan hürmetimize bu hafta da güzel kardelenleri bize göstererek bir mükafat verdi. Gerek yırtıcı gerekse de minik kuşların daha güzel fotoğrafları için ise önümüzdeki maçlara bakacağız.

Kategoriler:çiçek, doğa, fotoğrafçılıkEtiketler:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.