Dağ sümbülü

Nisan ayı geldiği vakit orman gölgelerinde, yamaçlarda ve hatta gezip dolandığımız kumullarda topraktan tek tük fışkırıveriyorlar.

Bu defa karadenize paralel, longozu kıyı ile ayıran minik tepeciklerin kıyısından kumulları tarayarak dolanıyoruz. Her hafta ayrı bir nabit topraktan uyanıyor. Bu yeniden doğuşa yakından tanık olmak duygusunu hemen hemen her hafta yaşamak muhteşem bir duygu.

Evvela kumullar üzerinde tek tük rastladık. Erkenci bunlar dedik ve hemen makinelerimize sarıldık. Bir yandan da ritmini hiç eksiltmemiş olan yağmur tepemize yağmaktaydı. Damlaların bu nazik çiçeğin yapraklarındaki tutunuşu harikulade bir görüntü.

Az daha yürüdüğümüzde bu yalnız çiçeğin akrabalarının çoğaldığını gördük.

Topraktan fışkırmış bu güzelliklere basmamak için itina göstererek yürüdük. Fotoğraflarını çektikten sonra da yolumuzu biraz değiştirmek istedik. Bu güzel çiçeklerin hemen az ötesinde
dört tekerlekli arazi motosikletlerinin kumullarda bıraktığı derin izleri görünce onlarca soru kafamıza üşüştü.

Neden? Neden? Neden?

Bu güzel coğrafyada sırt çantana bir şişe su, bir sandviç, birkaç meyve atıp boynuna asacağın fotoğraf makinesi ile keyfile yürümek varken şehrin o ne tat verdiği meçhul zevklerini buralara taşımak…

Ötelerden bu acayip arazi aracına binip kumsal üzerinde çılgın gibi eğlenen (!) kişileri gördükçe kıyı kumullarına doğal set çeken mert gölünün sularının geri çekilip güzergahın yürüyüşe uygun hale gelmesine üzülmedik değil.

Dağ sümbülünü parklara da ekiyorlar. Hepsi aynı anda topraktan fırlayıp aynı anda yedikleri gübreler ile merasim kıtası askerleri gibi oluyorlar. Tabiatın içinde kendi başına hayata tutunanları ve yaşamaya gayret edenlerin bu dağınık hallerini daha çok seviyorum. Yağmur, rüzgar ve tüm şartlar onları şu kısacık yaşamlarında daha dirençli hale getiriyor ve her biri farklı bir görüntüye, duruşa sahip oluyorlar. Ne karadenizin savurduğu tuzlu rüzgar ne de vakitsizce yağan damlalar onları yaşama tutunmaktan alıkoyamıyor.

Ama an geliyor topraktan dışarı yol alıp o güzel çiçeklerini tabiata armağan eden bu güzel nabit keyif için kumda motor bağırtanların kalın tekerlekleri altında kalıyor.

Yazık ediyoruz.

Yaşamak kolay değil.

Emek istiyor!

Yaşatmak kolay değil.

Saygı istiyor!

Kategoriler:çiçek, doğa, manzaraEtiketler:, ,

3 Comments

  1. Duyarlı insana rastlamak mutlu ediyor.kimi insan basar geçer kimisi siz gibi hikayesini yazar.teşekkürler.Sümül bana Göle günlerimi hatırlatır.Kar ve buzlu günlerden sonra öyle bir çoğalırlardı ki uzaktan bir göl kıyısında hissederdiniz .selamlar.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.