Penceremin dibinde

Birkaç senedir ofis penceremden hep seslerini duyardım. Aslında her bahar pencerenin alt tarafından belirli aralıklar ile gelen nazik ve biraz da hüzünlü sesler dikkatimi çeker dururdu ama sesin nereden geldiğine bir defa bile bakmamıştım. İlerideki çalılıklar arasından ötüşü duyulan bu kuşu görebilmenin mümkün olduğunu pek düşünmüyordum. Bu nedenle ötmeye başladığı vakitlerde elimi işlerden bir müddet çekerek arkama yaslanıp gözlerim kapalı bir müddet ötüşünü dinlerdim.

Bu sene de her türlü gürültü ve kakafoni içinden o sesi duydum. Sanki biraz daha yakından ve biraz daha güçlü gelen bir sesti. Yan ofisteki arkadaşların yanındaydım. Pencereden dışarı bakarken yan avlunun korkulukları üzerinde bir karaltı gördüm. Şimdiye kadar görmediğim, görmüş olsam da pek fark etmediğim bir türdü. Makinemi aldığım gibi aşağıya indim. Serçeler dışındaki küçük kuşlar insanoğluna epey mesafeli durduğu için bu esmer güzele ne kadar yaklaşabileceğimi kestiremedim. İlk kareleri uzaktan çektim.

75-300 mm’lik lensim takılıydı. Biraz uzaktan çekebilmek için yeterli olsa da küçük kuşları çekebilmek için mükemmel olduğunu iddia edemem ama yine de güzele yakın kareler elde edilebiliyor. Güneşin de bu güzel öznenin üzerine vahşice vurduğu saatlerde olduğumuzdan hem beyaz patlamaları hem de öznemizin gölgede kalan yerleri kendisinin güzel renklerini görmeyi engellemekteydi.

Duran bir kuşu çekerken 1/500 enstantanenin yeterli olacağını düşünerek alan derinliği kaygısını da yaşamadan f8 değerini verip iso değerini fazla abartmamaya çalıştım zira elimdeki makine belli bir iso değerinden sonra fotoğrafları tahıl ambarına döndürüyor. RAW formatta çekip geri kalan düzenlemeleri Lightroom yardımı ile yapmak üzere birkaç kez deklanşöre dokundum.

Her defasında sessiz bir şekilde biraz daha yaklaşmayı denedim. Gidebildiğim kadar ilerledim ama en sonunda bu kadar yeter diyerek havalandı.

Geriye kızılkuyruk ile ilgili olarak kuş fotoğrafları arşivime bu kare kaldı.

Halen penceremin altında o biraz hüzünlü ötüşlerini duyuyorum. Onları hep dinleyecek olmayı diliyorum. Etrafımızdaki bu beton cehennemi baskısına karşılık arka tarafta kalan ormanların yüzü suyu hürmetine ötmeye ve var olmaya devam ediyorlar.

Kategoriler:kuşEtiketler:,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.